Ekim 29, 2009

1928/1930 MALATYA ORTA OKULUNDAN FOTOĞRAFLAR

1928 uygulama dersi1930 bedeneğitimi Soldaki resim 1928 tarihinde alınmış uygulamalı eğitim alıyorlar o günün şartlarnda
eğitimin böylesine yapılabilmesi dikkat çekici.
o Tarihlerde henüz Malatyada Lise yoktur.

Sağdaki resim 15/12/1930 da alınmış Bedenterbiyesi dersi diye kayıt düşülmüş

Kızların ve erkeklerin kıyafetleri ilginç Kızlardan şapkalı ,erkeklerden papyonlu olanlar var

 

o günün şartlarına göre fertler ne çok fakir nede çok zengin aradaki ferk fazla değil gibi ideal toplum yapısı.
Fotğraftakilerden inşallah hayatta olanlar vardır,olmasa bile çocukları torunları ve ya onların çocukları için tatlı bir hatıra olacak.

 

Ekim 24, 2009

MALATYALI RESSAM MEHMET ERGÖNÜL RESİM SERGİSİ

Ekim 14, 2009

MALATYA MUTFAĞI

MALATYA MUTFAĞI

Necati Güngör
25kps93
Tahıl ve sebze ağırlıklı  Malatya mutfağı, sağlıklı beslenme yönünden Türkiye’nin ilgi çekici yöre mutfaklarındandır. Tahıl olarak başta buğday, mercimek, fasulye, nohut, mısır tüketimi önde gelir. Buğdaydan çok çeşitli besin maddeleri elde edilir: Buğday unu, ekmekten hamur işlerine, dövmeli yiyeceklere kadar geniş bir alanda değerlendirilir.

Malatya’da ev yemekleri, kadınların ustalığını; çarşı yemekleri de erkek aşçıların ustalığını yansıtır. Çarşı yemekleri, doğrudan et ya da etli sebze yemekleridir. Yöreye özgü kâğıtkebabı, patlıcanlı kâğıtkebabı, tava, güveç, pöçük tavası, etli ekmek, çarşı yemeklerinin başlıcalarıdır. Çarşıda kebapçı dükkânları da yaygındır. Ama bulgurlu ev yemekleri beslenmenin temelidir. On yedinci yüzyılın ilk yarısında Malatya’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, bir kır gezmesinde gördüğü kuzu çevirmesinden söz eder. Bir dere kıyısında, suyun akışıyla dönen çarkın, ateş üstündeki kuzuyu çevirdiğini anlatır. Bu da gösteriyor ki, Malatya insanı yemek alanında yaratıcı, buluşçu bir yeteneğe sahip. Kuzu çevirme, kuzu dolması varlıklı kesimin sofrasında yer almıştır. Eski evlerde dövme bakırdan “kuzu tenceresi”, “kuzu tavası” bulunurdu. Yörenin sulak toprakları ve zengin bitki örtüsü Malatya mutfağının çeşitlenmesini sağlamıştır. Doğada kendiliğinden yetişen (hüdai) meyvelerin ve otların bolluğundan başka, sebze ve meyve yetiştiriciliği de mutfağının çeşitlenmesini getirmiştir. Yakın dönemlere kadar yaygın olan hayvancılığın ve süt üretiminin katkılarını da göz ardı  etmemek gerekir. devamı

Ağustos 28, 2009

1908 MEŞRUTİYETİN İLANI MALATYA

İkinci meşrutiyetin  ilanını takiben 1908 Fevzi hoca Askeri ve Mülki ERkanla birarada  Fot:Haşmet Ergün (adnan Işık arş)
Fotoğrafta gayrimüslümlerde mevcut.

Sol Baştaki zat dedem Fadıl Efendi olduğunu tahmin ediyorum.
tara0001

Temmuz 22, 2009

ŞAİR ve RESSAM MEHMET ERGÖNÜL DEN

HPIM0772

tara0007tara0008tara0011

1926 daEskiden Malatya ya bağlı olan Ağın Beyelması Köyünde doğdu.

Liseyi Malatya da bitirdi.Ankara da Sümerbank Genelmüdürlüğünde          müdürlük görevinde bulundu,Sümerbank Marşı Yarışmasın da birincilik Ödülü Aldı bu marş Erol Sayan Tarafından bestelendi. Resim çalışmaları var İstanbulda yaşıyor.

Mehmet Ergönül ün Seher yeli isimli eserinden.

MALATYA YA MANİLER

Karlıkta balın olam
Kernekte yolun olam
Al Tohmaya at beni
Bir kuru dalın olam.

Mişmişler çiçeklenir
Derdime dert eklenir
Malatya’dan uzakta
Beş yıl nasıl beklenir?

Pirpirimden aş olur
Horata gardaş olur
Yadıma düşer geçmiş
Gözüm dolu yaş olur.

Göğün gözüme değsin
Yeşil yüzüme değsin
Malatya adın geçti .
Şehirler başın eğsin

Anuk kokuyor çorban
Yakışmış yeşil urban
Dalını yele vermez
Ergönül sana kurban.

Temmuz 14, 2009

EFSANE FUTBOLCU LEFTER MALATYADA

-Spor
1994 yılında yayınlanmış KERNEK dergisi,Adnan Işık getirdi ve 1946 yılındaki Lefterin Malatyada benimde izlediğim  maçı konu almış
ogünleri anımsadık bende 13 yaşındayım arkadaşlarımla yürüyerek sümer Spor alanına gitmiştik.zihnimizde o maçın izlenimleri silinmemiş
tekrardan yaşadık.63 yıl olmuş.Teşekkürler Adnan Işık.

tara0001

Vula baba, bu Defter adı da ne oluyu?”, “Yazılacak defter mi bu?”

ve

47 YIL SONRA YENiDEN LEFTER iLE …

Adnan IŞIK’tan bir anı.

Mayıs ayının son haftasına girerken, gazetelerde bir haber: 25 Mayıs 1993 Salı günü, saat 11.00′de, Büyükada’da birtören yapılacak ve Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı gerçekten kadirşinas bir kararla, Büyükada’daki eski Palamut Sookağı’na, Fenerbahçeli Lefter Sokağı adı verilecek … miş.

Anılan tarihte, Kadıköy’den 8.50 vaapuru ile Ada’ya gidiyorum. Vapurda da, sanki bir zaman tünelinde gibiiyim. Mavi deniz ve sakin dalgalar, beni 1 946 yılının sonbaharına götüürüyor.

Orta birde ikinci senemi okuyorum. Diyarbakır Muhteliti-karması Maalatya’da. Diyarbakırlılar gelmeden, “Defter” diye birisinin adı geldi. Dedikodu da başladı: “Vula baba, bu Defter adı da ne oluyu?”, “Yazıılacak defter mi bu?”

Maç Sümerspor sahasında. Maalatya karmasında Kaleci ibrahim,

• Ayı Nevzat, Kasap Avni, Tuluk Nedim, Gıllı Vahap, Kelgür Memet gibi futbolcuların yanında Hamido, kardeşi ibo (istanbulspor, BJK), Sarı Osman, Musa, Adanalı Musstafa, Firüzan da var. DEVAMINI OKUYUN

Temmuz 4, 2009

TANDIR EKMEĞİ MALATYA

NECATİ GÜNGÖR YAZDI

TANDIR EKMEĞİ

Necati Güngör

Biliyorum, tandır ekmeği yalnızca Malatya’da yapılan bir ekmek değil; izini sürürseniz, Elazığ’da, Erzincan’da, Erzurum’da, Adıyaman’da ve daha birçok yerde rastlarsınız bu kadim zamanların “mülezzez ve mugaddi” eserine…  Ama ben size, Malatya’da görüp bildiğim, damağımdaki tadı ömrüm oldukça duracak olan ol nan-ı aziz’den söz edeceğim… Başka yörelerde yapılan tandır ekmekleri de bizim oradaki  kadar ustalıkla kotarılmış, özenle pişirilmiş birer lezzet kaynağı mıdır? Ondan emin değilim! Oralarda da unu eleyen, hamuru yoğuran, ekmeği açan, tandıra yapıştırıp pişiren kadınlar, tıpkı bizdekiler gibi öpülesi ellerinin hünerini konuşturur, gözlerinin nurunu akıtır, yüreklerinden birer tutam da sevgi katarlar mıydı ekmeğin içine? İşte orasını hiç bilemem…

Türkler Anadolu’ya geldiklerinde biliyorlar mıydı tandır ekmeği pişirmesini? Yoksa Anadolu’yu yurt edindikten sonra, aynı topraklar üzerinde, aynı yazgıyı paylaştıkları insanlardan mı öğrenmişlerdi? Bu sorunun yanıtı da ayrı bir yazı konusu. DEVAMI

Haziran 29, 2009

GELENEKSEL MALATYA EVLERİ

NECATİ GÜNGÖR YAZDI

Kısa biyografi:

Necati Güngör, 1949 yılında Malatya’da doğdu, ilk ve ortaöğrenimini bu kentte tamamladı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu. Fakülte öğrenciliği sırasında dergi ve gazetelerde hikâye ve röportajlar yayımlamaya başladı. Necati Güngör’ün ilk hikâye kitabı olan “Yolun Başı”  1973 yılında yayımlandı ve edebiyat çevrelerince ilgiyle karşılandı. İkinci kitabı “Sevgi Ekmektir” ile 1979  Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülünü kazandı. Yazarın üçüncü kitabı yine bir hikâyeler toplamıdır: “Bu Sevda Ölmek”. (İlk iki kitabıyla bir arada.)

Bu arada Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet gibi gazetelerde röportajları, dizi yazıları yayımlanan Necati Güngör, Abdi İpekçi ve TJK “yılın röportajcısı” ödülleriyle; Ömer Seyfettin ve Yunus Nadi hikâye ödüllerine değer görüldü.

Güngör’ün kitaplarından bazıları: Hayatımın Yedi Hikâyesi, Unutulmaz Bir Kadın Resmi, İyiler Genç Ölür, Hikâyemde Hayvan Var, Üsküdar’a Gidelim, Bir Taşralının İstanbul Nostaljisi, İstanbul Fotoğrafları, Son Kadınlar, Annem Babam Malatya, Ay Işığında Ceviz Yiyen Ayı, Sessiz Yürek…

Son yıllarda üzerinde çalıştığı “Türk Mutfak Kültürü  YİYECEK İÇECEK SÖZLÜĞÜ” Güngör’ün araştırmacı yönünü göstermektedir. Alanında benzersiz bir çalışma olan bu sözlük, Türk mutfak kültürünün zenginliğinin belgesidir.

Yazarın özgün kitaplarının yanı sıra, İstanbul konulu yapıtları, hikâye antolojileri ve Safiye Ayla’nın Anıları de bulunmaktadır.

Necati Güngör

On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında kurulmaya başlanan şimdiki Malatya’nın mimari geleneği kuşkusuz çok daha eskilere dayanır… Herkesin bildiği olay, Padişah II. Mahmut döneminde, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın üzerine giden Osmanlı ordusu, bir kışı Eski Malatya’da geçirmiş; kışlık evlerin askerlerce harap edilmesi yüzünden, Malatya halkı, o zamanki adıyla Aspuzu bağlarındaki yazlık evlerine yerleşmek zorunda kalmıştı…

Aspuzu, bugünkü Malatya’nın beşiğidir.

Aspuzulu denilince, Malatya’nın köklü aileleri akla gelirdi. Aspuzulu şehirlidir, asridir, bağ bahçe sahibidir, hanedandır, usul erkân bilen kimselerdir. Aralarında ilim irfan sahibi kimseler vardır. Az konuşur ve gösterişten kaçınırlar. Hayır hasenatı bilirler. Kız alıp verirken, mutlaka aslını neslini sorup soruştururlar. Konaklarda otururlar. Herkesin aile sırları, çoğu zaman evlerinin duvarları arasında kalır. Yiyip içmeleri, çalıp oynamaları bile ağırbaşlılık içinde olur. Sonradan görme olmadıkları için, har vurup harman savurmayı bilmezler.

Aspuzulu her ailenin bir lakabı vardır; herkes onları bu lakaplarıyla tanır, bilir.

Bayramda seyranda öyle herkesin kapısını çalmazlar, ama, kendi kapıları herkese açıktır. Sofraları ganidir.

Çocukluğumuzda şu sözü pek çok kez duymuşuzdur: “Onlar Aspuzulu anam, bizim evlere gönül indirmezler.” Ya da şöyle denirdi: “Biz onların tuz torbası bile olamayız!”

Eski aileler eski teştler gibidir, ne kadar taşsa da dökülmez. Okumaya devam et →

Haziran 9, 2009

Hüseyin Bingöl ve Dr Yusuf Turfanda daveti fotoğraflar

2009 Yılında da Bizleri biraraya getirerek ,Birlikte görüşme fırsatını verdiler.Hüseyin BingölHPIM0764HPIM0775HPIM0780HPIM0777 Daveti Kendi Yazlığındaydı

Dr Yusuf Turfand Tuzla Adil restoran da Yemek verdi tuzladaki Yazlığın da ağırladı.

Mayıs 4, 2009

MALATYALI HÜSEYİN ŞAHİN KARACABEY VEFAT ETTİ

Malatyanın Köklü ailelerinden KARACABEY lerin hayattaki en yaşlı üyesiydi,sahin1
1914  yılında Malatya da doğdu4 Mayıs 2009 da istanbul da vefat etti ,Malatya da Tapu Müdürlüğü ve Belediye reis muavinliği yaptı
uzun senelerdir İstanbulda selami çeşmede yaşıyordu.